Not; taslak halindeki yazmış bulunduğum 29.05.2008 tarihli yazı ve güncel ekleme.
29.05.2008
Az önce Yasin‘in sayfasını açınca birbir isyanla, tekdüze ve sorunlarla dolu yaşama karşı bir nevi tasvirini okudum.Tabi düşünmeden edemedim.Hayat zaten uğraş yeri değilmidir? Günlük olarak özgürce(dilediğin konuda) blog tutmak bile gün geliyor sıradanlaşıyor.Tad vermemeye başlar.Ama tadı değişen blog tutmak yada monotonlaşan hayat değildir aslında, tadı değişen kişinin kendisidir. Yeri geliyor içindeki türlü fikirlere dair yazmak geliyor içimden ve buraya yazıyorum.Bir gün yazmamanın ağırlığını hissedersem eğer, bırakırım bu blogu. Burası ifade mecrası olduğu için ,insanın zorla yapabileceği iş değildir.Köşe yazarları gibi zorunlu olduğum iş değil ki, sağa sola methiyeler düzeyim, firma reklamı yapayım . Ama yapmam için küskünleri oynamam lazım ki , bu zamandan sonra hayata bile küsmekten eriniyorum yani üşeniyorum.
Yeni çağın bütün yaygın hastalıkları artık psikoloji temalı rahatsızlık ve sorunlardan başlıyor. Gençlik de maalesef çağımızın ye-eğlen-harca prensiplerine çabuk doyuyor ve de bir zamandan sonra hayata karşı merakını kaybediyor.Sanırım ki bu yüzden farklılığa özendirilip , sıradanlaşan hayatlarından kurtulmanın acınası çaresi intihar oluyor. Laf nereden nereye geldi , düşüncelerim Yasin kardeşimle yada yazdıkları ile alakası yok , sadece enteresan bir sesleniş metodu kullanmış.Okuyunca ben de düşünmeden edemedim, neden bu sıradanlık diye?
08,06,2008
Uzunca bir süredir blog tutamıyorum. Neden yazmıyorsun şeklinde gelen sorulara vakit bulamıyorum şeklinde cevap versem de , açıkcası asıl gerekçem tadının kaçtığına dair fikirlerimden olsa gerek. Bunun da farklı sebebleri var;
-Başlangıç olarak faydalı bir bir php ilmihali oluşturmayı hedeflemiştim. o tatlı heyecan , zaman geçtikce, zamansızlıktan yakınmalara dönüştü. Çok önceden sakladığım kaynaklarımı aktarmamın sebebi de bu fikrin temelini atmaktı tabiki. Gün geçtikce içerik hırsızlığının kucağına düştüğümün farkına vardım. Bu durumu anlayınca ilk tepkim , öfke ile saldırmak oldu. Serpito.Com ve Kodadiweb.Com dışındaki sitelerde rastladığım PHP Dersleri başlıklı yazıların ,noktası virgülüne kadar yazılarımdan (ç)alıntı yapıldığına dair şikayetlerim , ağır hakaretlerim birine ikisine etkili oldu ama baktım ki , bir iki değil bu şekilde yayın yapan yayıncılar. Binbir emekle yazılan dersler yada kod örnekleri iki fare hareketi ile çalınabiliyorsa ve de pişkince altında imza atarak başka yerde yayınlanabiliyorsa , ben bunu yapanlara bu kadar kolay fırsat vermem bundan sonra.
O yüzden Serpito.Com ‘u programlama betikleri yada derslerinden arındırmanın daha iyi bir fikir olacağını düşünüyorum artık. Serpito.Com şahsıma ait fikir penceresi olarak kalacaktır. Ama Serpito.Com sayesinde tanıştığım bir kaç arkadaşın öğrenme tutkularını görünce yeni bir mecrada bu çalışmayı devam ettirmeye karar verdim. php-mysql- javascript-ajax-css teknolojileri konusunda sık güncellenen ve gizliliğe son derece önem veren, tüm kullanıcıların aktif rol oynayacağı bir platform uygulaması yapmayı düşünüyorum.Bu konuda faydalı fikirleri olan arkadaşların da katkılarını bekliyorum.
-Diğer sebeb de tabii ki birincil bahanem olan vakitsizlik. Yazmayı bırakamayacağım için, fazlaca vakit ayırmam gereken konuları gözardı ediyorum artık.Kısa kısa,gündemle alakalı, hoş olacağını düşündüğüm yazıları okumaya devam edeceksiniz tabiki.
Ah ulan Rıza , ne hayallerimiz vardı oysa!!
Popularity: 2% [?]
- Baykal “röntgenci” dedi!
- Erdoğan’dan telekulak yanıtı
- CHP’den Vakit’e suç duyurusu
- Vakit’ten dinleme açıklaması
- ÖNDER SAV ŞİMDİ NASIL ‘SAV’ACAK?
Skor 3-2 Vakit’in lehine. Maç 90 dakika, heyecanla izliyoruz. CHP federasyon başkanını(AK Parti) da maça mudahil etti . Karşısına iki rakibi birden alan CHP kelimenin tam manasıyla göğsünü siper ediyor rakiplerine. Taraftar olarak yorum yapalım: “İyi olan kazansın.”
Güncelleme: Maç sonucu , 5-2 Vakit’in lehine, son dakkalarda ardarda goller izledik. CHP kendi kalesine attı golleri. Maç sonu da skora itiraz etmekte gecikmediler.
Popularity: 3% [?]
Malum son zamanlarda ısınan siyasi gündem ve olaylar gereği basın konusunda yazıyordum.Milliyet yazarı Melih Aşık hakkındaki yazdığı yazıya denk geldim. Paylaşmadan edemicem. Alper Görmüş, hem tecrübesiyle hem de gerekli belge ve kanıtlara kolayca ulaşabilir olmasıyla çok başarılı bir gazetecilik yapıyor. “Ben bu ismi biyerden hatırlıyorum” diyenler için hemen hatırlatayım. Alper Görmüş geçtiğimiz yıl içinde darbe günlüklerini yayınlayan ve yazılı-görsel basın tarafından kelimenin tam anlamıyla işkence gören Nokta Dergi’sinin sahibi idi.Mahkeme sürecinde dergisini kapatmak zorunda kaldı.Sözkonusu Dergi hala da açılmış değil. Büyük(!) gazetelerin bilirkişi yazarlarına örnekleri ile resmen ders verir gibi yazıları mevcut. Şiddetle okumanızı tavsiye ederim.
Ve ben bugün Taraf Gazetesini keşfettim. Her kafadan yazarlar olsa da , yazarlarının tek ortak yönü var.Her biri demokrasi tarafında.
Popularity: 3% [?]
Son zamanlarda basında sansür ve basın özgürlüğünü hiçe sayan uygulamalarının ardı arkası kesilmiyor. Bu yüzden ileriye dönük, bulunduğu gazete yada yayın organından bileti kesilme(ayrılma) ihtimali olan gazetecileri düşündüm.3 kişilik küçük bir liste oluşturdum;
İsmet Berkan:Her ne kadar Radikal’in başyazarı olsa da bağlı bulunduğu Doğan Medya’nın aksine demokratik tavrı ve özellikle AKP’nin kapatılması ile Ergenekon davaları hakkında yazdığı yazılar sol tayfanın fazlasıyla canını sıkıyor . Basının tıfıl ve ukala çocuğu tarafından bile saygısızca eleştirilmesi bunun göstergesi. Ayrıca İsmet Berkan’ın yazı arşivinden Ergenekon’un Yakın Tarihi isimli yazı dizisini okumanızı şiddetle tavsiye ederim.Nedenini daha iyi anlarsınız.
Hıncal Uluç :Gitti, gidecek,kaldı haberleri ile arasıra malzeme olan Hıncal Uluç kapağı atacak yer bulduğu anda ayrılması bir saatin içinde bile gerçekleşir.Hürriyet’in Yılmaz Özdil ile doldurduğu hırçın ve sivridil kontenjanı ,Hıncal Abi’yi mağdur etti. Yoksa onun köşesinden Pazartesi günleri Ertuğrul Özkök ile şarap muhabbetleri okuyor olurduk. Açıkçası herşey hakkında hiçbirşey yazan Hıncal Uluç’un Hürriyet’e geçmesini isterdim.Böylece okumaya gerek duymadığım yazarların tekmili birden orda toplanmış olurdu.
Şamil Tayyar :Öncelikle Şamil Tayyar isminin geçtiği arşivlenen son haberlere bir göz gezdirin.Ergenekon olayları yüzünden adamın başına gelmeyen kalmadı gibi .24 tv kanalında yaptığı program durdurulmuş.Birgün köşesinin buzdolabı reklamı ile dolması beni şaşırtmaz gerçekten.8 Mayıs tarihli habere göre olayların civcivli zamanlarında 18 gün boyunca yazıları durdurulmuş(kaynak). 25 Şubat tarihli yazdığı yazıda da belirttiğim gibi Şamil Tayyar’ın kitabı ve yazdığı yazılar tehlikeli konuları gün ışığına çıkarıyordu. 3 ay gibi bir süre içinde Şamil Tayyar’ın başından geçenleri özet halinde şurdan öğrenebilirsiniz.Sanırım demek istediğim açıkça anlaşılıyor.
Bu listeyi neden yaptım bilmiyorum ama, içimden geçen tahminler bu yönde.En azından Şamil Tayyar konusunda tahminden öte olgular var.
Dikkat ederseniz medyada taraf ve menfaat gütmenin artık sezgi olmaktan çıktığını anlarsınız. Patronun menfaati yada siyasal franksiyonlar medyada tutarlılık ve istikrarın yegane kriterleri olmuş durumda.Her gazete sanki karargah gibi karşı taraf için senaryolar yazıyor, belge toplamaya uğraşıyor(buluyor da), diğer gazete misilleme yapmaktan geri durmuyor ,intikamını alıyor.Heba olan , kandırılan kim oluyor dersiniz? Filler ve Çimen filminin güzel bir önsözü vardı ;
“filler oynaşırken olan çimenlere olur”
Popularity: 2% [?]
Televizyon izlemediğim halde netten programlarını takip ettiğim tek TRT yapımı program olan “Sınırların Arasında” sezon bitimine bir bölüm kalmışken TRT yönetimi tarafından durduruldu.”İyiler hep sürünür” kelamını tevekkeli dememişler.
Batı medeniyetini , kendi tarihçileri ile tartışarak günümüz siyasetin seyrini açığa çıkaran belgesel tadındaki bu programı işallah başka bir kanalda izlemeyi umuyoruz. Hemen hemen her programda Banu Avar’ın sorularını cevaplayan diplomatların kıvırmalarını, ters cevaplarını hatta kaçışlarını ilgi ile ve ibretle izlerdim.

Banu AVAR’ın ağzından gelişmelerin seyrini okuyabilirsiniz, dilerseniz benim gibi öfkeli bir küfür de savurabilirsiniz TRT’e. Özellikle uğradığı sansürleri anlattığı bölüm ilgi çekici;
“ Ancak 7-8 programım daha önce sansüre uğramıştı. Bazı programlarım, ülkelerin büyükelçilerinin isteğiyle yayından kaldırılıp sonra tekrar halkın isteğiyle yeniden konulmuştu. İsrail’de ’Duvarlar’ı aktardım ve ’İsrail Büyükelçisi alınır, üzülür’ diye kaldırıldı. Vatikan programı, Vatikan Büyükelçisi’nin isteği üzerine yayına konulmadı. Avrupa veya Amerika’yı öven bir yayın yapsaydım eminim bugün işimin sahibiydim.” Banu Avar.
Kaynak:[ensonhaber]
Banu Avar’ın Resmi Websitesi
Banu Avar hakkında eşsiz bir yazı
Popularity: 2% [?]
RSS 