"Kitaplar" kategorisine ait yazılar

Efrasiyab’ın Hikayeleri

Salı, Mayıs 13th, 2008 | Kitaplar with Yorum Yaplmamış »

Efrasiyab’ın HikayeleriSoğuğu tasvir edip sıcağı sevdiren , savaşı kanlı canlı tarif ederek barışa hasreti azdıran nice eserler okumuştum. Ama böylesini yani Ölümü konuşturup hayata dair düşüncelere sevkeden cinsten bir kitabı ilk defa okudum ve tabiki ilk defa sevdim. Bir hikayeler sofrası düşünün , başrolleri yani sofraya oturan ; çelimsiz , ununu elemiş ipe sermiş , torunlara doymuş , hayata kanmış mütebessim tabiatlı bir ihtiyar ve bu ihtiyarın kalan son borcunu tahsil etmeye gelen duygusuz , soğuk yüzlü Ölüm. Yazarın kaabiliyetinden midir(muhtemelen budur) , konunun sıradışı olmasından ve insanı içine çekmesinden midir bilinmez, kitap okuyucusunu,Ölümü konuşturarak önce hayatın aslında düşlerden ibaret olduğuna inandırıyor ,sonra hayatın hayatta sorgulanamazlığını kanıtlayıp ters köşeye yatırıyor.

Korku,ölüm,maneviyat temalı hikayeleri bir bir soluksuz okurken anlatılan zamanı, mekanları ve de olayları sanki gözümün önündeymiş gibi hissediyor ,yetmezmiş gibi kaptırıp hikayenin bir köşesine de kendimi iliştiriveriyordum Aslında 3′er 5′er cümlelerle özetlenince ne kadar sade ve gerçeküstü hikayeler oldukları anlaşılsa da,anlatımdaki büyü insanın aklını alıyor, boşalan aklın yerine olduğu gibi hikayesini yaşatıyor. Zannımca yazarın en büyük farkı bu.

Her hikayede bir sonraki sayfada acaba ne olacak diye merak uyandırıyor.Masalın sonunu hissetikçe bittiğine mi üzüleyim, yeni bir aleme girileceğine mi sevineyim bilemediğim zamanları hatırlıyorum. Kah Abdulzeyyat ile Acıpayam dağına çıkıp içsel eleştiri ve hakikat arayışına ortak oluyorsunuz , kah Ayvaz Kasap’ın oğullarına kardeş olup ,Hamiyet Hanımın 4 kızından hangisine alıcı gözle bakayım diye tatlı bir düşünceye dalıyorsunuz,kah Diyarbekir’in Dirvana köyü imamı İlimdar ile Zekeriyya dede ve yabani torununa yoldaşlık edip sıradışı bir hac farizasını eda ediyorsunuz,ve daha nice duygulara gark olup Cezzar Dede ve Ölüm’ün oynadığı o güzel oyuna hakemlik ederek kitabı bitiriyorsunuz.
Osmanlı devrini ders kitaplarından bilen,öğrenen biri olmadığım için kitabın diline olan hayranlığım doğal olarak katbe kat arttı. “Geçmiş zaman olur ki.. ” diye başlayan çocukluk devri hikayelerini çağdaş türkçemiz ile değil de , zamanın kendi diliyle dinlemek kitabın tarifindeki tuzla biberin yerini dolduruyor.Ben zaten tuzsuz karabibersiz çorba içmem hayatta.

Cesaretini topladıktan sonra bu kitabı alıp inceleyen Aptülzeyyat, onun Dünya Tarihi adlı bir eser olduğunu gördü.Bir kitaptaki metafizik uykusundan uyanan hayalet,aynı uykuyu bir başka kitapta sürdürmeyi uygun görmüş olmalıydı.Atlattığı onca vartadan sonra harap ve bitap düşmüş olan Aptülzeyyat, o sıcak odada döşeğine kıvrılarak sızdığı vakit,rüyasında kendisini tıpkı o hayalet gibi Dünya tarihi içinde, ama aç bir kitap kurdu olarak gördü.Daha ilk sayfanın üzerinde,iri puntolu,”yasak meyva” kelimesini ısırarak yemeye başladı. İkinci sayfada, “düşüşün azabı”nı tattı. “Mesih’in Etini” yedi, “O’nun kanı”nın lezzetine vardı. “Veba”yı, “Savaşlar”ı ,”Felaketler”i ve daha bir nicesini geçtikten sonra son sayfaya geldi.Bir sapiens olarak artık kozasını örebilirdi. Kozanın içindeki Minerva’nın karanlığında kurtuluşunu bekledi. Zaman geldiğinde , tattığı her güzellikle kanatları süslü bir kelebek olarak karanlıktan ışığa çıktı; artık cennete uçabilirdi.

Arka kapak yazısının endamı insanı cezbetmeye , vicdan azabını deşmeye ,okuma isteğini gıdıklamaya yeter de artar bile. Anlatımı hem sade hem süslü diyebileceğiniz ama hiç sıkılmayacağınız bir dile sahip bu kitabı sanırım her ilde , her ilçede kitapçılarda bulmak mümkündür. Efrasiyab’ın Hikayeleri’ni okuyun ,ruhunuz kıpraşsın, klavye ve monitorden ibaret akşam eğlencelerinizi taçlandırın , artık ben daha ne deyim.

Not: Dikkat ettim de son zamanlarda yazılarıma kadar sirayet etmiş bu kitaplar.Türkçenizi de ilerletiyor demekki.Umarım sıkılmadan okursunuz bu yazımı.

Popularity: 1% [?]

Kitapların En Afyonlusu - Puslu Kıtalar Atlası

Pazartesi, Mayıs 12th, 2008 | Kitaplar with 2 Adet Yorum

Nice zamandır -ki takriben 4-5 yıla denk düşer- elime kitap alıp okumadım. Arada aklıma gelir yine de maşgaleler arasında hayıflanmalarım da bahanelerim de kısa zamanda eriyip giderdi. Yaklaşık bir ay kadar önce , hayatta yapmaktan hep zevk aldığım olaylardan(ani karar) birini gerçekleştirdim , 3 dakikalık süre içinde , aklıma Amat kitabı geldi, ve “bi de o yazarın ünlü bir kitabı vardı , neydi onun adı ?? ” diye mırıldanarak önünde durduğum kitapçıya daldım ve o 3 dakikanın son saniyelerinde elimde PUSLU KITALAR ATLASI ile kitapçının kapısından çıktım.

Kitapçıda geçen muhabbet de tabi ki çok kısaydı.

ben>> Selamun aleykum hocam,

kitapçı >>Aleykum selam, buyrun,

ben>> Amat kitabının yazarı kimdi hocam? (anket sorusu gibi)

kitapçı>> İhsan Oktay ANAR

ben >> hah, onun kitaplarından birini arıyorum amma ismini hatırlayamadım.

kitapçı >>puslu kıtalar atlası mı , efra…

ben>>hah hah , o valla , var mı

kitapçı>>(raflara bakar ve kısa zamanda çıkarır kitabı)

ben>>ne kadar?

kitapçı>> 14 lira, nakit mi alacaksınız?

ben>> evet, nakit 10 lira dimi (pis pis sırıtarak)

kitapçı>> (mahsun mahsun gülümser) hadi 10 lira olsun.

ve ben kitapla birlikte çıkarım.

aradan 4 gün geçer…..

ben yine aynı kitapçıdayım.

ben>>selamun aleykum

kitapçı>>aleykum selam,

ben>>usta bu ihsan oktay anar’ın kaç kitabı var (toptan perakende)

kitapçı>> var bikaç tane (konuşarak , bi deste kitap çıkarır önüme)

ben>>(EFRASİYAB’IN HİKAYELERİ ‘ni aldım elime) nakit 10 lira mı bu da?

kitapçı>> he yaa , siz geçen gün de gelmiştiniz dimi, ben de diyorum nerden tanıyorum sizi.

ben>>ne alırsan 10 lira yapsana sen abi dükkanı , valla satışları patlatırsın :)

……………………………

(muhabbet uzar hallice)

Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay ANAR

ve günlerden bugün ,yani 12 Mayıs.

ben yine aynı kitapçıda ,benzer muhabbetle .

sonrası elimde SUSKUNLAR kitabı ile seğirte seğirte evin yolunu tutuyorum.

arada 15 günlük kopukluk var gibi duruyor dimi. Efrasiyab’ın Hikayelerini 20 gün önce aldım. Hiç utanmadan söylüyorum , Efrasiyab’ın Hikayelerini almamdaki tek sebep PUSLU KITALAR ATLASI’ nı çabuk unutmaktı. Başka bir kitap okuyayım da onu unutayım sonra bir daha okuyayım diye geçti içimden. Çocuk gibiyim sanki.

Nitekim çabuk unutmasam da hikayelerin büyüsüne derinlemesine kapılınca , PUSLU KITALAR ATLASI için tekrar resetlendi kafam. Tekrar okudum o kitabı. Kitapla alakalı detay yazamayacağım şimdilik.

Puslu Kıtalar Atlası , Efrasiyab’ın Hikayeleri ve Suskunlar için ayrıya ve de detaylıca bişeyler karalarım ilerleyen zamanlarda.

Bunca lakırdının arkasından şunları söylemek farz oldu artık.

Ellerine kalemine sağlık İhsan ANAR Hocam , Necip Fazıl‘ın hakkın rahmetine kavuşmadan önceki şaşkın sözleri gibi , nutkumun kesilen anlarında şu tekerlemeyi tekrarladım hep.

“Demek kitap zevki böyle olurmuş”

Popularity: 1% [?]